Attila İlhan

0
2337

zaman: 9 ekim 2005 Pazar,

bir arkadaşımın yolu istanbula düşer ve bana istanbuldan bir şey isteyip istemediğimi sorar. O tarihte attila ilhan’ın istanbulda imza günü var. Kız arkadaşım ise attila ilhan hastası. Arkadaşıma kız arkadaşım için bir kitap imzalatıp, imzalatamayacağını sorarım. O da beni kırmayarak 10 ekim’de kitabı bana teslim eder. Aynı gün sevgilimle buluşurum. En sevdiği yazarın attila ilhan olduğunu biliyorum fakat sürprizlerden önceki salağa yatma ayaklarını yaptım ve sanki bilmiyormuş gibi şunu sordum;

B: aşkım senin en sevdiğin yazar kimdi?
S: Attila İlhan tabiki aşkım (yuh artık der gibi bir ses tonuyla)
B: o zaman sana bir sürprizim var! Kapa gözlerini

Çantamdan kitabı çıkarırırım ve veririm. o ise mutluluktan uçuyordu.neyse o gece kız arkadaşımı evine bırakırım ben ise eve dönerim.

11 ekim’de ise bir telefonla kendime gelirim. Kız arkadaşım ağlamaklı bir sesle;
S:Hayatım…attila ilhan ölmüş…

O güne kadar aldığı en güzel ve en değerli hediye olduğuna eminim. Bence insanın sevgilisine verdiği en güzel hediye, yüzündeki mutluluktur 🙂

bir Attila İlhan dörtlüğü ile bitirmek istiyorum;

 

BEN SANA MECBURUM
 
 
Ben sana mecburum bilemezsin
 Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
 Büyüdükçe büyüyor gözlerin
 Ben sana mecburum bilemezsin
 İçimi seninle ısıtıyorum.
 
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
 Bu şehir o eski İstanbul mudur
 Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
 Sokak lambaları birden yanıyor
 Kaldırımlarda yağmur kokusu
 Ben sana mecburum sen yoksun.
 
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
 İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
 Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
 Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
 Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
 Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
 Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
 
Fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor
 Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
 Durup köşe başında deliksiz dinlesem
 Sana kullanılmamış bir gök getirsem
 Haftalar ellerimde ufalanıyor
 Ne yapsam  ne tutsam nereye gitsem
 Ben sana mecburum sen yoksun.
 
 Belki haziran  da mavi benekli çocuksun
 Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
 Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
 Belki Yeşilköy’de uçağa biniyorsun
 Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
 Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
 Kötü rüzgar saçlarını götürüyor
 
 Ne vakit bir yaşamak düşünsem
 Bu kurtlar sofrasında belki zor
 Ayıpsız   fakat ellerimizi kirletmeden
 Ne vakit bir yaşamak düşünsem
 Sus deyip adınla başlıyorum
 İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
 Hayır başka türlü olmayacak
 Ben sana mecburum bilemezsin.
 

Attila İLHAN

 

(Şiir.gen.tr‘den alıntıdır.)

Attila İlhan

şöyle bir video da koymak istedim;

PAYLAŞ
Sürpriz Bizim İşimiz :)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here